SİNCAN VE LALELER 

LALE : Monokotiledonlar sınıfından, Liliiflorae (liliales) takımından, Liliaceae familyasından Tulipa gesneriana Latince adlı lale, sert kahverengi bir kabukla örtülü armudi formlu bir çiçek soğanıdır.
Anadolu’nun dağlık bölgeleri, Kafkasya, Himalayalar’ın 4000 m ye kadar olan yüksekliklerinde, yani yazın kuru ve sıcak, kışın soğuk ve nemli geçen iklime sahip Karasal İklim bölgelerinde doğal olarak yetişir.
Doğal laleler arasında yapılan melezlemeler sonucu bir çok yeni çeşitler elde edilmiştir. Elde edilmiş 5000 in üzerinde lale varyetesi mevcuttur.

LALENİN ANADOLU İLE BULUŞMASI :
Selçuklu Türkleri , Anadolu’ya lalelerle birlikte yerleştiler. Bu topraklara lale soğanları ekmekle kalmayıp; camileri, mezar taşlarını, sanat eserlerini, sarayları lale motifleriyle süslemeye başladılar. 11. yüzyılda Anadolu’ya giren laleye 13. yüzyılda Mevlana’nın dizelerinde de rastlarız.

Osmanlılar da laleyi çok sevdiler ve fethettikleri toprakları lalelerle süslediler.İstanbul’un fethinin ardından lale Avrupa topraklarına ayak bastı. Padişah kaftanları, saray eşyaları da lale motifleriyle bezendi. Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve III. Ahmet “Lale” ye en düşkün padişahlardı.Fatih Sultan Mehmet (1451-1481 padişahlık dönemi) Topkapı Sarayı etrafında büyük Lale yatakları oluşturulmasını emretti ve 900 bahçivanı da onların bakımı ve muhafazasına memur etti. Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) zamanından itibaren ise adeta bir Lale çılgınlığı oluştu. Hatta Lale fiyatları paha biçilemeyecek seviyelere dahi ulaştı.  Laleler ünlerinin en yüksek noktasına ise, kendi isimleriyle anılan Lale Devrinde ulaştılar. Osmanlı’ lar çok sayıda Lale cinsi yetiştirdiler. Ayrıca güzel sanatlarda da Lale, motif olarak çok büyük bir rol kazandı (çini üzerine işlemeler, tekstilde ve dekorasyonlarda). Osmanlı laleyi o kadar çok severdi ki bir döneme; "Lale Devri" adı verilmiştir.
Halen binlerce tür olmasına karşılık her yıl yeni varyeteler üretilmektedir. Bu konuda Hollanda gerek üretim gerekse ticaretinde söz sahibidir ve tekel durumundadır. Lale soğanlarının tüm varyetelerine bakıldığında orijinlerinin Orta Asya ve Ön Asya olduğu görülmektedir. Üretilen yeni melez türlerde; yeni renk tonları, yeni formlar, farklı çiçeklenme periyotları ve daha dayanıklı ve uzun süreli çiçek açabilecek özellikler geliştirilmektedir. Ancak ticari olarak piyasada bulunan müdahale edilmemiş türlerde ise en doğal halleri ile üretilmeye çalışılmaktadır.
Melez türlerdeki diğer bir özellikte ticari kaygılardan ötürü soğanların bir sonraki yıllarda üreme özelliği kilitlenmektedir.(hybrit) Lale soğanları yumrulama şeklinde üremektedir. Bu şekilde mutasyona uğrayan lale soğanları müdahale edilmeksizin de mutasyona uğrayabilmekte kalitelerinde farklılıklar oluşabilmektedir.

Lalenin Avrupa yolculuğu, Hollanda Büyükelçisinin bir ziyaret sırasında , bir Türk kadınının tülbentinin arasından kulak arkasına iliştirilmiş olarak görmesi ve ;"Bu nedir diye ?" sorması ile başlar . Çevresindekiler tülbenti kasdettiğini zannederek;"Tülibant" derler. Elçi ülkesine soğanlardan götürür ve adı; "Tulip" kalır.
16. yy kadar Lale Avrupa’da bilinmez. Avusturya da Kayser Ferdinand'ın  (1556-1564) elçisi olan Ogier Ghiselin de Busbegq (1522-1592) bu bitki türünden bahseden ilk Avrupalıdır. O bir mektubunda ,Tulpa turcarum’’ yani Türklerin Lalesinden bahsetmiştir. Majestelerinin özel botanikçisi olan Charles Lecluse (1526-1607) Viyana’ da saray bahçesinde Avrupa’da ilk Laleyi yetiştirdi. Onun Lale ihraç etmeyin yasağı çok fazlaca ihlal edildi. Bu şekilde Lale Avrupa içindeki fetih yolculuğuna çıkmış oldu. Avusturya onu İtalya’ya ihraç etti oradan da daha sonra Laleler ülkesi olarak anılacak olunan Hollanda’ya geldi. Buradan da Fransa’ya geçti ve nihayet deryaları da aşarak İngiltere’ye ulaştı. Böylece Lale Avrupa' nın önemli bir moda çiçeği oldu! O, 16. yy Avrupa ressamlığının en ünlü motifliğine de terfi etti. Laleler ülkesi Hollanda Lale aşkı ve düşkünlüğüne düçar oldu ve çok çeşitli cinsleri yetiştirildi ki onların cazibesinden Lale fiyatları önlenemez bir yükseliş gösterdi. Hatta spekulasyon nesnesi olarak Lale, bir borsa krizine dahi yol açtı.

Lale Devri (1718-1730) ;
Lale Devri III. Ahmet Döneminde ve Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa zamanında yaşanmıştır. Lale Devrinde Osmanlı başkenti İstanbul, sadece lalelerle süslenmekle kalmaz; ülkede yenilikler peşpeşe gelmiştir.Lale devrinde ordu yeniden düzenlendi, İstanbul'da itfaiye teşkilatı kuruldu.İstanbul yeniden imara başlandı. Yeni köşkler,saraylar yapıldı. İlk matbaa, kumaş, kağıt fabrikaları, Avrupai mimari tarzı, Haliç’in islahı bu döneme rastlar.
Bu dönemde laleler renk ve şekillerine göre farklı isimler alır ; fevvarei nur (nur fıskiyesi), necmi çemen (çimen yıldızı) , lali muzab (erimiş yakut; erimiş dudak) , dameni dür (inci eteği) gibi tamlamalarla çağrılırdı. İstanbul’un Laleleriyle ilgili kitaplar kaleme alınırdı.Lale Dönemi eğlenceleri de çok meşhurdu. Bu eğlenceler  Levni’ nin resmettiği birbirinden güzel tablolarda görülür.

Padişahın, sadrazamın eğlence ve israfları, yakınlarını iyi mevkilere getirmeleri ve yeni vergilerin konması halkı sıkıntıya soktu ve şikayetlere sebep oldu. İlmiye sınıfından Zülali Hasan ile İspirizade Ahmet Efendiler Patrona Halil'i bir isyan için teşvik ettiler.Patrona Halil isyanı  patladı. İsyancıların ısrarıyle İbrahim Paşa öldürüldü, sonra Sultan III. Ahmet tahttan indirildi. Böylece Lale devri kapandı.

Sincan ve Lale ;
Sincan'a Lale ;
Romanya Köseabdi' den ve Bulgaristan'dan gelen 100 hanelik göçmenlerle, 1950 yılında ,  getirilmiştir. Buralardan gelenler, Sincan'a gelirken, lale soğanları ile birlikte gelmişlerdir. Bu nedenle de Sincan denildiğinde öncelikle akla lale ve lale bahçeleri gelmektedir.
Son yıllarda Sincan Belediyesi de Ayaş Caddesinin kenarında, Et Balık Kurumunun karşısında, Lalezar oluşturmuş ve Lalenin yaşatılmasına destek olmaktadır.

Sincan Lale Festivali ;
Sincan Belediyesi, 1971 yıllardan bu güne, geleneksel olarak  "Lale Festivali" düzenlemektedir. Lale festivali genelde her yılın haziran ayının  20-30  tarihlerinde yapılmaktadır.  Lale Festivali de geleneksel hale getirilerek yaşatılmaya devam ediliyor.
Son yıllarda geniş kapsamlı bir organizasyonlarla; Sanatçı ve sanat içerikli faaliyetler ile halkın yoğun katılımı sağlanmaktadır. Genelde , üç gün süren  festival boyunca Çeşitli sanatçılar konserler vermekte, resim sergileri, tiyatro veya  sinema gösterileri ve Lale yarışmaları (en güzel lale, en güzel lale bahçesi ve en çok lale üreticisi ) yapılmaktadır.
Lale Festivali’nin, vatandaşların doyasıya eğlenmelerinin yanı sıra, Sincan’da lale yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Festival sayesinde; Sincan  Lalesi ile anılmaktadır.

LALE DİKİMİ ve BAKIMI :

Lale soğanları türlerine bağlı olarak Eylül – Kasım aylarında dikimleri yapılır. Çiçeklenme zamanı olarak da yine türlere bağlı olarak Şubat – Mayıs aylarıdır.

Lale Dikim Zamanı :
Çiçek soğanları ilkbaharda çiçeklenen güz soğanları ve yazın çiçeklenen yaz soğanları olarak ikiye ayrılırlar. Güz soğanları yaşadığımız yerin iklim koşullarına bağlı olarak dikim zamanlarında farklılık gösterebilir. Soğuk iklime sahip yerlerde Eylül ile Kasım ayları arasında, ılıman iklime sahip olan yerlerde Ekim ile Ocak ayları arasında dikilebilirler. İlk dondan sonra toprağın rahatlıkla işlenebilir olması dikim için idealdir. Yaz soğanları ise Mart -Haziran ayları arasında dikilebilir. İklim soğuk ise yaza doğru, sıcak ise Mart ayından itibaren dikilebilirler.
Genellikle bahçenin herhangi bir yerine (güneşli, gölgeli, yarı gölgeli alanlar, bordürler, teraslar, çitlerin etrafı veya ağaç altlarına vb…) dikilebilirler. Boyları kısa olanları önlerinde görüntülerini kapatacak herhangi bir engel olmaksızın, uzun boylu soğanları ise duvar önlerine veya bordürlerin arka kısmına gelecek şekilde dikilmeleri önerilir.
Toprak Hazırlama :
Toprağın iyi drene olması dikkat edilmesi gereken en önemli noktadır. Unutmamak gerekir ki ne dikerseniz dikin toprağın iyi işlenmiş olması her zaman çok önemlidir. Bu sadece dikimi kolaylaştırmakla kalmaz aynı zamanda soğanların yeni köklerinin iyi bir başlangıç yapmalarına da yardımcı olur. Drenajın sağlanmış olması şartıyla soğanları saksılara da dikebilirsiniz.
Tüm toprak türleri çiçek soğanları için uygundur. Ancak çiçeklerin bol ve canlı olması ve çürümeden birkaç yıl kullanılması isteniyorsa, besin değeri yüksek, fiziksel özellikleri ideal olan hazır torflarla karıştırılmış ortamda yetiştirilmelidir. Genel kullanım torfları ise bu ihtiyaca fazlasıyla cevap verecek niteliktedirler.
Aşırı ıslak toprak sorun yaratabilir. Toprağın dikimden önce iyice çapalanması gereklidir. Aşırı killi toprak üst tabakaya torf ve gübre ilave edilerek uygun hale getirilir.

Gübreleme :
Genel olarak çiçek soğanları ayrıca bir gübrelemeye ihtiyaç göstermezler çünkü soğanlı bitkiler kendi gıda rezervlerini bünyelerinde depolarlar. Ancak daha uzun ömürlü ve daha zengin çiçeklenme için özel soğan gübresi ile çiçeklerinizin daha uzun ömürlü ve daha canlı renkli olmalarını sağlayabilirsiniz.
Eğer çiçek soğanlarınız birkaç yıl toprakta bırakılacaklarsa sonbaharda toprağın yavaş yarayışlı gübre ile beslenmesi önerilir. Bu ilave gıda soğanlarınızın gelecek ilkbaharda sağlıklı bir şekilde çiçeklenmeleri için gerekli gücü toplamasına yardımcı olur. Bu gübreleme her yıl tekrarlanmalıdır.
Dikim Derinliği :
Soğanların dikim derinlikleriyle ilgili genel kural, soğanın boyunun iki katı derinliğe dikilmeleri gerektiğidir. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, örneğin soğanın çapı 16 cm ise soğanı yaklaşık 30 cm derinliğe, çapı 5 cm ise yaklaşık 10 cm derinliğe dikmeniz önerilmektedir. Dikim derinlikleri soğan paketleri üzerinde ayrıca belirtilmektedir.
Dikim Aralığı :
Küçük canlı çiçek soğanları birbirlerine oldukça yakın yaklaşık 10ar cm aralıklarla daha büyük canlı soğanlar ise yaklaşık 12-13 cm aralıklarla dikilebilirler. Çok daha belirgin bir renk cümbüşü yaratmak istenilirse soğanları daha yakın, hatta birbirlerine neredeyse değecek kadar yakında dikebilirsiniz.
Soğanlar Nasıl Dikilmeli :
Soğanlarınızı dikmeye başlamadan önce birbirlerine uygun aralıklarla yere dizmeniz önerilir. Bir mala veya soğan dikim aleti yardımıyla toprakta uygun derinlikte çukur açtıktan sonra büyüme tarafları yukarı gelecek şekilde yerleştirilmelidir. Daha sonra delikler toprakla doldurulup hafifçe bastırılmalıdır.
Eğer çok miktarda soğan dikilecek ise tüm dikim alanını önceden kazarak dikime hazırlamak çok daha pratiktir. Daha sonra dikeceğiniz soğan ve yumruları uygun derinliklere, birbirlerine uygun aralıklarla topraktaki yerlerine yerleştirebilir ve delikleri açarken çıkarttığınız toprakla üzerini örtebilirsiniz.
Toprak Yapısı :
Eğer yağmur yağmıyorsa, dikimden hemen sonra soğanları sulamanız önerilir. Soğanlar ıslak toprakta daha çabuk kök oluşturacaklardır ki bu da bitkinin bundan sonraki gelişimi için çok önemlidir.
Soğanların çiçeklenmeye başlamalarına kadar olan süre boyunca yağacak olan kış ve ilkbahar yağmurları geri kalan su ihtiyacını gidereceklerdir. Ancak eğer kışın da kuru iklime sahip olan bir bölgede yaşıyorsanız, belirli aralıklarla sulamanız gerekecektir. Kısacası toprağın kurumasına izin verilmemelidir.
Dikimden Hemen Sonra Ne Yapılır :
Güz soğanlarının yapraklardan veya samandan oluşmuş koruyucu bir örtüye pek ihtiyaçları yoktur. Bununla birlikte eğer yaşadığınız bölge çok soğuk olup sürekli don yaşanıyorsa veya kış şartları çok şiddetliyse ve eğer soğanlarınız erken dikildiyse, ölü yapraklarla yada saman ile 10cm kalınlığındaki bir koruyucu tabaka soğanlarınızı donmaktan koruyacaktır.
Soğanların pek çoğu aynı zaman da “çok yıllık” bitkiler olduklarından toprakta yerlerinde bırakılabilirler ve böylece bir sonraki sene de çiçeklenecektir.
Çiçeklenme Bitimi :
Son aşamada çiçek tohumları oluşmadan önce kafalarını kesiniz. Daha sonra, yapraklarda tamamen solunca soğanları sökerek temizleyiniz. Aynı saksıyı kışlık bir bitki ekmek için acilen boşaltmanız gerekiyorsa, yapraklar solmaya başladığında soğanları yaprakları ile birlikte itinalı bir şekilde bahçenizde gölge, serin ve rutubetsiz bir yerde bir sonraki dikim mevsimine kadar bekletiniz.
Ancak lale soğanları çiçeklenme bitiminden sonra toprakta bırakılmamalıdır, aksi halde çürürler. Topraktan çıkartılıp serin, kuru ve gölge bir yerde saklanmalıdır.
Yaz soğanlarının da pek çoğu “çok yıllık” bitkilerdir. Örneğin Dalya her sene daha fazla sayıda çiçeklenme yapar. Soğan paketlerinin arkasında dikim derinliğiyle ilgili dikim ve çiçeklenme zamanlarını gösteren şemalar vardır. Bunlardan yararlanarak her soğanın uygun dikim koşullarını sağlayabilir. Bulunduğunuz mevsime göre uygun soğanı dikebilirsiniz.