ATATÜRK'ÜN ESERLERİ
YAZDIĞI KİTAPLARI
1) Nutuk
2) Medeni Bilgiler
3) Bölüğün Muharebe Eğitimi
4) Cumalı Ordugahı
5) Takımın Muharebe Eğitimi
6) Taktik Tatbikat Gezileri
7) Geometri
8) Subay ve Komutan ile Konuşmalar
NUTUK
Yurdumuzun parçalanıp, işgal edildiği günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir
dönüm noktası olan İstiklal Savaşı'nı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ve
inkılapların yapılışını anlatan Nutuk, siyasi ve milli tarihimizin birinci
elden, değerli bir kaynak eseridir.
Atatürk'ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yine Atatürk tarafından, Cumhuriyet
Halk Partisi'nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara'da toplanan İkinci
Kurultayı'nda 36,5 saat süren ve altı günde okunan tarihi bir hitabeye dayandığı
için Nutuk adını almıştır.
Nutuk yalnız geçmiş devrin bir hikayesi olarak dünümüzü anlatmakla kalmayıp,
yakın tarihimizden alınan ibret dolu tecrübelerle, milli varlığımızın bugününe
de yarınına da ışık tutabilen bir değer taşımaktadır.
Nutuk, milleti ülkenin geleceğini belirleyecek olan milli birlik ilkesi
etrafında bilinçlendirip, kenetlendirerek, milli irade ve milli hakimiyet
kavramlarının harekete dönüştürülmesi yoluyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin
kuruluşundan Cumhuriyetin ilanına kadar uzanan başarılı bir tarihi akışın
hikayesidir.
Nutuk ilk defa 1927 yılında, biri asıl metin, diğeri belgeler olmak üzere Arap
harfleriyle iki cilt olarak yayınlanmıştır. Aynı yıl, tek cilt halinde lüks bir
baskısı da yapılmıştır. Yazı inkılabından sonra, bu ilk metnin okunması
güçleştiğinden, 1934 yılında, Milli Eğitim Bakanlığınca üç cilt olarak yeniden
basılmıştır. Nutuk, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma
Merkezince yeniden basılmıştır.
MEDENİ BİLGİLER (YURTTAŞLIK BİLGİLERİ)
"Medeni Bilgiler ve Atatürk'ün El Yazıları" adlı kitap Prof. Dr. A. Afetinan tarafından ilk kez 1930'da "Vatandaş İçin Medeni Bilgiler" adıyla yayımlanmıştır. Art arda baskıları yapılan ve uzun yıllar ortaokullarda ders kitabı olarak okutulan "Vatandaş İçin Medeni Bilgiler" in büyük çoğunluğu Atatürk'ün doğrudan doğruya kendisinin kaleme aldığı belgelere dayanmaktadır...
BÖLÜĞÜN MUHAREBE EĞİTİMİ
"Bölük Muharebe Eğitimi" olarak yayınlanan eser, meskun yerlerde muharebe,
savunma ve taarruz konularını kapsamaktadır. Meskun yerlerin sınırlayıcı
durumlarının muharebeye etkisi, savunma mevziinin seçimi, savunma mevziinin
hazırlanması, ateş sahalarının temizlenmesi, ateş taksimi, ateş tutmayan ölü
bölgelerin kapatılması ve mevziin işgali gibi savunmanın esasını oluşturan
konular işlenmiştir. Ayrıca taarruzda birliğin aldığı tertip ve düzen, ilerleme,
ateş üstünlüğü, ihtiyatların kullanılması gibi taarruz harekatında her zaman
karşılaşılacak konular ele alınmıştır.
Genç Kurmay Önyüzbaşı Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından, Almanca aslından
tercüme edilen ve bağlı olduğu ordunun eğitimine katkısı olan bu eserden yeni
nesillerin de faydalanabilmeleri için bugünkü Türkçe'ye çevrilmiştir.
CUMALI ORDUGÂHI
Cumalı Ordugâhı; Makedonya bölgesinde, Köprülü - İştip yolu üzerinde
bulunmaktadır. Bu ordugâhta, 3. Süvari Tümen Komutanı Tuğgeneral Suphi Paşa'nın
komutası altında kurulan bir süvari tugayına eğitim ve manevra yaptırılmıştır.
Bu manevraya katılan Mustafa Kemal, "Cumalı Ordugâhı" adlı eserini yazmış;
süvari, bölük, alay, tugay eğitim ve manevralarını anlatmıştır.
Mustafa Kemal bir kurmay subay olarak teorik bilgilere önem vermekte, ancak
askeri tatbikat ve manevralardan sadece katılanların yararlanmasını yeterli
görmemektedir. Bu yüzden, 10 gün süren bu tatbikat sırasında tuttuğu gözlem
notlarını, hazırlanan meseleleri ve komutanların yaptıkları eleştirileri yazmış,
bol kroki ile küçük bir broşür haline dönüştürmüştür. 12 Eylül 1909'da
tamamladığı bu eseri, Selanik'te 1909 yılında matbaa harfleriyle basılmıştır.
Eser; 39 sayfa metin ve 7 adet krokiden oluşmaktadır.
TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ
Bu kitap; Berlin Askeri Üniversitesi eski müdürlerinden General Litzmann'ın
"Seferber Mevcudunda Takım, Bölük ve Taburun Muharebe Talimleri" adlı eserinin
ilk bölümünü oluşturmakta olup, Selanik'te 3.Ordu Karargahı'nda görevli, Kurmay
Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal tarafından Almancadan Osmanlıca diline çevrilmiş
ve 1908 yılında Selanik Asır Matbaasında basılmıştır.
Kitabın özü; seferi tam mevcutlu bir takımın, değişik hava şartları ve çeşitli
arazide, basit bir mesele içinde muharebe yöntemlerinin uygulaması, avcı hattı
teşkiliyle bir avcı hattının ateş muharebesi üzerinde toplanmaktadır.
Mustafa Kemal Paşa, subayların arazide yetiştirilmesini amaçlayan tatbikatın,
önemini vurgulayan bu eserini, 1911 yılında 5. Kolordu Harekat Şube Müdürü iken
yazmıştır. Bu eserde, karşılıklı olarak kırmızı ve mavi muharebe birliklerinin
Selanik-Kılkış arasında yaptıkları savunma ve taarruz uygulamalarının
değerlendirilmesi yapılmıştır.
TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ
Bu eserinde, bir muharebeyi sevk ve idarede belirli kuralların olamadığını
vurgulaması yanında, komutan olan kişinin nitelikleri üzerinde de durmuştur.
Bunlar ise; birliğini barışta ve savaşta eğitmek, yönetmek ve gözetmekteki üstün
başarı, elindeki kuvvetin eksikliğini giderecek düşünce gücü ve astlarından her
konuda üstünlüğü sağlamaktır. Bunun yanında, kişisel cesaret, başkalarının
hareketini önceden seziş ve harekatını en uygun zamanda yapabilme yeteneği
olmalıdır. Ortak amacın gerçekleştirilebilmesi için birliklerini başarılı bir
şekilde yönetmeli, astları üzerinde etkili olmalı ve otoritesini
kurabilmelidir.
Bu eserde ayrıca bir komutanın başarılı olabilmesi için bu kuralları sadece
okumuş ve öğrenmiş olmanın yeterli olamadığı, bunların tatbikatının da önemi
belirtilmiştir
GEOMETRİ
Atatürk bu kitabı ölümünden bir buçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen
sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi eliyle yazmıştır.
Atatürk Arapça ve Farsça terimlerle dolu ders kitaplarının öğrenciler açısından
öğrenimi geciktireceğini düşünmüştü.
SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR
"Subay ve Komutan ile Konuşmalar" Atatürkün askerliğe ilişkin eserlerinin en
önemlilerinden birisidir. Bu eser, Atatürk, 1914 yılında Kurmay Yarbay
rütbesiyle Sofya askeri Ataşesi olarak bulunduğu sırada, Nuri conker'in "Zabit
ve Kumandan (Subay ve Komutan)" adlı kitabına karşılık olarak yazılmıştır.
Genç subayın, içinde bulunduğu ordudaki aksaklıkları, hataları nasıl sezdiğini;
bunlara karşı tepkisiz kalmayarak üst makamlara hatalar ve çözüm yollarını nasıl
sunduğunu; ülkenin içinde bulunduğu askeri ve siyasal durumdan duyduğu acıları
kitabın birinci bölümünde bulmaktayız.
Atatürk, bir subayın taşıması gereken özveri, ölümü göze alma, emri
altındakileri sevk ve idare edebilme, taarruz ruhu, inisiyatif özellikleri
hakkında, Nuri Conker'in görüşlerine katılmış ve kendi düşüncelerini de çeşitli
örneklerle destekleyerek açıklamıştır.
Bunların yanı sıra, Türk kadınının, aslında toplumu yaratmada çok etkili
olabilecekken, suskunluğu seçtiğini bütün açıklığıyla ortaya koymaktan kendini
alamamıştır. Türk ulusu hakkında ise "kuşkusuz bizim ulusumuzun karakteri de
bütün karakterler gibi yükselmeye ve istenen şekle girmeye elverişlidir. Fakat
kendi kendisine olmak koşuluyla..."dedikten sonra, dışardan ulusumuzun
karakterine yapılmak istenen etkilerin amacına ulaşamayacağını vurgulamıştır.
Subaylarda ve erlerdeki inisiyatif özelliğine eserinde geniş bir bölüm ayıran
Atatürk, kendi dönemindeki ile daha önceki dönemlerde Osmanlı ordusunu
kıyaslamıştır. Özellikle Trablusgarp Savaşı'nda edindiği deneyimler ile
kendiliğinden hareket ve iş görme özelliğinin, olması gereken sınırını
göstermiştir.
Atatürk, eserin son bölümünde, Kuzey Afrika'da birlikte çarpıştığı korkusuz ve
yiğit silah arkadaşlarını anmış ve onları "yüksek askerlik niteliklerine" sahip
insanlar olarak tanımlamıştır. Bu davranışı O'nun diğer bütün üstünlüklerinin
yanı sıra insancıl yönüne de tanıklık eder.